2020 Eylül Kasım ayları arasında Fakir Baykurt Öykü Yarışması ödüllü sevgili Bahar Yaka’nın yaratıcı yazarlık atölyesine katıldım.
Esasen ben roman insanıyım. Olayları, karakterlerin uzun uzun okumayı severim. Hani bildiğiniz bir yerde tanıdığınız insanların arasında kendinizi rahat ve güvende hissedersiniz ya, onun gibi bir şey. Her romana ilk başlayışımda küçük bir tedirginlik ve heyacan yaşarım. Konu, anlatım, olaylar, beni etkileyecek mi diye. Bazı kitapları elinizden bırakamazsını ya, ya da bazılarını bir türlü bitiremezsiniz. Eğer romanı sevdiysem hiç bitmesin isterim. Her şey uzun uzun anlatılsın, tasvir edilsin. İşte bu sebeple ben kısa öykülere çok ilgili olmamıştım şimdiye kadar.
Ta ki sevgili Bahar Yaka’nın yaratıcı yazarlık atölyesine katılıncaya kadar. Öyküler okumaya, öykü üzerine düşünmeye, öykü yazmaya başladım. Gün içinde gördüğünüz yüzü hayatın elemleriyle çizgilenmiş bir ayakkabı boyacısı ya da kanepenizin üzerinde miskince uyuklayan bir kedi bile size ilham kaynağı olabilir öykü yazarken. Böylece vurgulamak istediğiniz olaylar, vermek istediğiniz mesajları bir gün içinde başlayıp bitirebileceğiniz bir öykü ile anlatılabilir.
Neticede temelde her zaman bir roman yazarı olarak kalacağımı ama öykü yazmanın da ayrı bir keyif olduğunu keşfettim.
İşte sayfada yazdığım ilk öykü örneklerinden bazılarını bulabilirsiniz.
Umarım beğenirsiniz, Ayrıca olumlu ya da olumsuz eleştirilerinizi bana iletebilirsiniz.
.Öykülerimin sizlere ulaştığını ve düşündürdüğünü bilmek benim için büyük mutluluk olacaktır.
TOPRAK KOKUSU
Sessiz Konağın Hazineleri
Ye Tatlıyı Çıkar Hakkı’yı
