Yaş almanın en hazin yanı
Yüzümüzde oluşan çizgiler,
İncecik belimizin çevresini kaplayan fazla kilolar,
Yolları aşındırdıkça yorulmak bilmeyen bedenimizin
artık birkaç adımda enerjisinin tükenmesi
değil.
Yaş almanın en üzücü yanı
Annelerimizin babalarımızın artık eski neşelerinin kalmayışı,
Daha az konuşuyor ve daha az gülüyor olmaları…
Ve tabii bazı anne babaların artık… Maalesef… 🥹😢
50’li yaşlarıma geldiğimde
Hala anne babamı görebiliyor olduğum için kendimi çok ama çok şanslı hissediyor,
Her gün şükrediyorum.
Ama o eski neşeli, muhteşem yemeklerle donatılmış masalar yok artık hayatımızda.
Ortalığı çınlatan kahkahalar da kalmadı.
“Annecim, gelirken ne getirelim?” gibi bir sonu girdi mesela.
“Dur, sen kalkma otur.” cümlesiyle tanıştık.
Elbette bugünlerimize de bin şükür…
Bu güzel günde kimsenin içini karartmak istemezdim.
Tanıyanlar bilir; özel günleri sevmediğimi hep söylerim…
Galiba bu sebepten…
Kimilerinin güle oynaya kutladığı bu özel günlerde
Buruk olanlar çok var;
hele ellilere geldiğimizde bizim yaşıtlarımızda.
…
Bu arada ben de bir anneyim.
Ama galiba pek anne gibi değil de
daha çok kızlarımın ablası gibi hissettiğimden,
Çünkü annem
hem bana, hem kızlarıma
senelerce annelik yapmıştır.
Hep birlikte ona, anne demek geliyor içimizden.
Mesela “anne yemeği” denince
Ece ve İpek hemen gülüşmeye başlar…
(Makarna mı? Kahvaltı hazırlamak mı? Kahve mi?
gibi densiz densiz şakalar yaparlar… :)
onlar için de anne yemeği
annemin yaptığı yemeklerdir.
Neyse tüm annelerin, anneannelerin,
Anne hissedenlerin günü kutlu olsun.


