En Güzel Anneler Günü Hediyesi

Görmüş olduğunuz 

bu tuş takımı ile hasb-i halimiz,

tee 1990’ların ilk yıllarına dayanır.

İletişim Fakültesi 

bilmem kaçıncı sınıf

Daktilo dersi…

Marmara Üniversitesi’nin

kırık dökük daktilolarında,

Tuna’cımla yan yana oturmuş,

kim bilir hangi dedikodunun belini kırarken biz…

Başımızda 

elinde koronometresi, ağzında düdüğüyle

Hababam sınıfındaki 

Külyutmaz Necmi edasıyla 

sıraların arasında gezinen daktilo hocamız… 

“Düttt! Başla!”

“Hey sen! Klavyeye bakma…”

“Tuşlar duvarda… Düttt!”

“Düttt! Stop!”

“Stop dedim hala yazıyorsun” 

“Kaç kelime yazdınız bakayım?” 

“Düttt!!!”

Corel Draw, Freehand, Photoshop neredeee?

Mizanpajın cetvelle yapıldığı yıllar…

Neyse…

5’ten şaşma, 6’yı da aşma

felsefesiyle okul bitti.

Bir mucize sonucu 

“Düt!! Klavyeye bakmadan, 

10 parmak daktilo dersinden de geçtim.

Meğerse o daktilo dersleri,

hayatımın akışına yön verecek bir süreçmiş; bilmiyordum.

1992 Temmuz…

Reform Halkla İlişkiler…

İlk iş günüm…

Daktilo yok, 

adına bilgisayar denilen bir kutu var kaşımda…

Siyah bir ekran ve 

soluk yeşil bir ışık yanıp sönüyor.

Neyse yanlış yazınca düzeltmek daktilodan kolay… 

PW (Professional Writting:)

programıyla bütün gün mecelleşiyorum. 

Klavyeye zinhar bakmadan. 

Düttt!!! 

Bütün gün sabahtan akşama kadar

bir sürü bilindik bilinmedik marka için 

basın bültenleri yazıyorum. 

Muhtemelen editör şöyle bir bakıp (şanslıysam)

sonra da çöpe atacak. 

Arkadaşım Zühre var…

“Deli misin ne uğraşıyorsun? 

Yaz iki parmak gitsin” 

diye bana akıl veriyor.

Yok inat ettim bir kere…

Öylece 6 ayda epey hızlandım.

Bir yılın sonunda

Bütün gün minnoş minnoş

kısa basın bültenleri yazmaktan bayılıp iş değiştiriyorum.

1993 Marketing Türkiye dergisi

Halen çok sevdiğim, ısırılmış elma logolu bilgisayarlarla orada tanışıyorum. 

O zamanlar Macintosh deniyor onlara

Amblemi de gökkuşağı renklerinde.

Bir önceki bilgisayardaki PW’ye göre uzay çağı…

İş aralarında da Genel Yayın Yönetmeni’ne çaktırmadan 

deli gibi tetris oynuyoruz. 

Çaylak basın bülteni yazarlığından 

editörlüğe terfi etmişim 

Çok gururluyum. 

Artık uzuuun uzun 

makaleler, haber yazıları, röportajlar yazabilirim.

Klavyedeki çaylak halim de geride kalmış. 

Kızlarla dedikodu yaparken bile yazıyorum. 

Hatta notları hem okuyup 

parmaklarımı klavyeden kaldırmadan 

aynı anda yazıyorum.

Çok havalı oluyor.

Basın toplantılarına gidiyorum, 

Bir yıl önce deli gibi yazdığım basın bültenleri bana geliyor artık, 

dergimde hangilerine yer vereceğime 

ben karar veriyorum aralarından seçiyorum. 

Kullanamadıklarım için çok fena vicdan yapıyorum. 

Kim bilir hangi yeni mezun çömez yazdı?

Her şey iyi hoş da bir sorunumuz var.

Macintosh’lar uzay çağı ama 

benim klavyenin sol shift tuşu haşat olmuş çalışmıyor. 

Marketing Türkiye’de bir yıl çalıştım, 

o arızalı sol shift tuşu bende de araz bıraktı.

Aradan 30 yıl geçti hala sol shift tuşunu kullanmam. 

İşte böyle başladık.

Bu Temmuz ayında

çalışma hayatımda aralıksız 

30 yıl olacak.

Gözlerim kapalıyken, 

gıybet yaparken, 

bir şey okurken, 

telefonla konuşurken bile yazarım. 

Amuda kalkabilsem o pozisyonda bile 

hatasız nerdeyse konuştuğuma yakın bir hızla yazarım.  

Yazarım da…

yeter ki beni Q klavyeye oturtmasınlar.

Soğuk soğuk terlerim, 

elim ayağım birbirine dolanır,

ismimi bile… tık… tık…. tıkkk 

10 dakikada yazamam.

Bir de kem küm, 

“Eee!!! Şeyy!!! Ben F klavye kullanmaya alışkınım da” 

diye bir dert anlatmaya çalışmalar…

Neyse sadede geleyim 

Bir de bir şeyi “kısa kes Aydın havası olsun” mealinde anlatamam. 

Mesleki deformasyon…

Minnacık telefon ekranımı

Ipad’imi 

bluetooth bağlantısıyla

bilgisayar konforuna dönüştüren 

bu cici klavye

bu güne kadar aldığım 

en güzel ve en anlamlı hediye. 

Daima yazarak geçen 30 yıllık meslek hayatımda ve 

yayınlanmış iki romandan sonra 

üçüncü romanın yazım aşamasındayken. 

Telefonla birlikte her cebe her çantaya sığan 

239 gr. ağırlığındaki bu klavye ile 

dere tepe düz demeden 

her yerde bilgisayar konforuyla yazacağım. 

Vallahi bu satıra kadar okuduysanız sizi tebrik ediyorum. 

Başta kendi anneciğimin 

olmak üzere tüm annelerin 

gününü kutluyorum. 

Beni böyle heyecanlandıran ve 

bunca satırı yazmama vesile olan  

bu güzel anneler günü hediyesi için 

Eşime ve çocuklarıma teşekkür ediyorum. 

guest
1 Comment
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Emine

Aynil’ciğim ne güzel yaznışsın:)))